Siteyi geliştirmek ve reklamlarımızı ölçmek için çerez kullanıyoruz. Detay
Siteyi geliştirmek ve reklamlarımızı ölçmek için çerez kullanıyoruz. Analitik ve pazarlama çerezleri yalnızca onayınızla çalışır. Detaylar için Çerez Politikası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Erteleme bir alışkanlık haline geldiğinde tüm yaşamımızı ve planlarımızı aksatan, uzun vadede hedeflerimize ulaşmamızı engelleyen bir sürece dönüşebilir. Daha sonra çalışırım, şu işimi de bitirince başlayacağım, saat tam 13.00 olduğunda başlayacağım, 5 dakika sonra, yarım saat sonra... Erteleme, hedeflediğimiz işi yapmamak için çok mantıklı gibi görünen sonsuz sayıda bahane üretmemizi sağlayabilir.
Erteleme isteği özellikle disiplin isteyen ve yapmaktan pek de hoşlanmadığımız etkinliklerde kendini gösterebilir. Bunların başında sınav hazırlığı süreçlerinde günlük takip edilmesi gereken ders programları gelebilir. Çalışma masasına geçmemek için türlü iş ve görevler edinmek, zor bulduğumuz veya hoşlanmadığımız dersin çalışmasını en sona bırakmak, sık sık mola vermek, mola sürelerini çok uzun tutmak ertelemenin davranışlarımızdaki yansımalarıdır.
Erteleme bir alışkanlık haline geldiğinde yapılması gerekenler daha da birikir ve işin içinden çıkılmaz bir hale gelinebilir. Yapılması gerekenleri yapamadıkça kendimizi daha da sıkışmış, çaresiz, başarısız, tembel ve yetersiz biri gibi hissedebiliriz.
Ertelemeyi bir alışkanlık haline getirmemek için onu iyi tanımalıyız. Ertelemenin kökeninde genelde kaygılarımız ve mükemmelliyetçi beklentilerimiz yatar. Ertelediğimiz şey yalnızca ders çalışmak değildir. Çalışırken hissedeceğimiz sıkıntı, yetersizlik, başarısızlık duyguları ve hata yapma ihtimaliyle baş başa kalacağımız o süreçten kaçınırız. Çünkü biliyoruz ki o derse çalışırken soruları çözmekte zorlanacağız, yanlışlarımız çıkacak, belki konunun temelini bile anlamayacağız.
Çalışmak için yeterli hissedeceğimiz, hiç yanlış yapmayacağımız, tüm soruları sıkılmadan, hızlıca, mükemmel şekilde bitirebileceğimiz ideal bir zaman bekleriz. Ancak biz erteleyip kaçtıkça, zorlanmadıkça, aslında kendimizi o derste geliştirme fırsatını da kaybederiz. İşler biriktikçe kaygı düzeyimiz daha da yükselir. Kaygı arttıkça derslerle başa çıkabileceğimize yönelik inancımız daha da azalır ve ertelemeye devam ederiz.
Ertelemeyle başa çıkmak için aşağıdaki yöntemler denenebilir;
- Çalışmak için motivasyonumuzun gelmesini beklemeden küçük bir adım atmak gerekir. Erteleyip hiç çalışmamaktansa, sadece 10 dakika bile olsa çalışmış olmak büyük bir kazançtır.
- Çalışacağımız şeyler birikmişse, gözümüzde olduğundan fazla büyümüş olabilir. Kendimize daha küçük hedefler belirleyebiliriz. İlk hedefimiz her şeyi bitirmek değil, sadece 1 test çözmek olabilir. Devamında yine küçük görev eklemeleri yaparak çalışılabilir.
- Tüm mükemmelliyetçi beklentilerimizi bir kenara koyup hata yapabileceğimizi, yanlış veya boş sorularımızın da olabileceğini kendimize sık sık hatırlatmalıyız. Unutmamalıyız ki bir öğrenme sürecindeyiz. Her yanlış aslında bize yeni bir öğrenme fırsatı sunup bizi geliştirir.
- Çalışmaya geçmeden önce eksik bilgilerimiz varsa bunları tamamlamak, kısa konu tekrarları yapmak yeterliliğimizi artırır ve ders çalışmaya devam etmek için motivasyon sağlayabilir.
- Zorlandığımız konuları önceliklendirerek çalışmak, zaman yönetimini etkili şekilde yapmaksürdürülebilir ve verimli şekilde ilerlememizi sağlar.
Oğuz Atay’ın“Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.” sözü ertelemenin hayatımızdaki etkisini vurgular. Hata yaparım, yanlış çözerim, çok sıkılırım kaygısıyla ertelediğimiz her ders; o gün, o hafta, o ay ve belki koca bir sene hiç ders çalışmamış olmakla ve hedeflere ulaşamamakla sonuçlanır. Bu nedenle erteleme bir alışkanlık haline gelmeden adım atma cesaretini göstermek oldukça önemlidir.
Yazar: Klinik Psikolog & Psikolojik Danışman Gizem GAVALCI
Kaynakça: Kaya, N. (2023). Erteleme: Nedenleri ve Çözümleri. Eksik Parça Yayıncılık.
YKS yolculuğunda yanında olalım
Sana uygun hazırlık programını keşfet, hemen başvur.
2026 YKS'de ilk kez açılan lisans ve ön lisans bölümlerini keşfedin. Yapay zekâ, FinTek, biyoteknoloji ve daha birçok yeni bölümün hangi üniversitelerde açıldığını öğrenin.
Devamını Oku →Sınav kaygısı tamamen olumsuz değildir; doğru düzeyde motive eder. Önemli olan, kaygıyı tanıyıp yönetebilmektir. Etkili yöntemler ve gerektiğinde uzman desteğiyle kaygı kontrol altına alınabilir.
Devamını Oku →Ülke çapında Hukuk fakültesi kontenjanı devlet üniversitelerinde 4997, vakıf üniversitelerinde ise 3748 kişi olmak üzere 8745’e kadar geriledi. Kontenjan azalması son 5 yıla bakıldığında %46,6 oldu.
Devamını Oku →